Düşüncelerimizi nasıl oluşturuyoruz? Biz mi düşüncelerimize hakimiz? Yoksa bir süre sonra düşüncelerimiz mi bize hakim oluyor?
Her ikisi de doğru.. İnsanlar düşünce gücünü doğru ve yerinde kullanmayı bilirlerse, pek çok şeyi başarabilir, imkansız gördüğü şeylerin olabilirliğini farkeder. İşte her şey düşünce safhasında başlıyor. Nasıl mı? Bilinçli veya bilinsizce olayları yaratan BİLİNCİN kendisi. Diğer bir ifadeyle, bilinçli ve bilinçsizce düşündüğünüz herşey bilinç aracılığıyla gerçekleşmek üzere kendine yol arıyor.
Düşünce boyutunda oluşturduğumuz fikir ve tahayyüller yok olmaz. Bir yerlerde kayda girer. Daha doğrusu üretilmiş her şey evrensel sisteme anında işlenir. Ve yaratılan bu düşünce hayatiyet kazanır. Ve yaratıldığı amaç ya da program istikametinde büyümeye ve beslenmeye başlar. Eğer meydana gelmesine neden olduğunuz bu fikir ve düşünceyi beslerseniz, çok daha güçlü hale gelmeye başlar. Hatta sizi de yönlendirmeye, bu kez de size sahip olarak kendi doğrultusunda yeni programlar oluşturtmaya başlar. Hastalık sebebi virüsler gibi. Fikir ve düşüncelerin de kendi varlıklarını geliştirecekleri özel mekanları yoktur. Sadece kendine uygun ortamı bulduğunda konaklamaya ve gelişmeye başlar.
İşte algıladığınız tüm duygu ve düşüncelerde beyninizde yer bulur, aktif hale gelmeye başlar, ister sizin ürettiğiniz, ister bir başkasının ürettiği fikir olsun, ister bilinçli olarak kabullenin isterseniz farkına varmadan.. Bu noktada TV. aracılığıyla aldığınız etkileri düşünebiliyormusunuz? Üretilen ve algılanan her düşünce ve söz güçlü bir enerjiye sahiptir. İşin önemli olan kısmı beynimizde oluşan her birinin otomatik olarak beynimize işlenmesi ve zamanla gerçeğe dönüşmek üzere soyut anlamlardan çıkarak somut madde boyutuna yükselme istekleridir. Bu istek; düşüncenin doğasında mevcut olup, uygun ortamlarda fiil ve oluş boyutunda aniden karşımıza çıkıveririr. Biz kaynağını bilinç üstünde unutsak da, bilinç altımız bunları kaydetmiş ve unutmamıştır.
Bir de olumsuz mesajlar vererek, neleri yapabileceğimizi unutturuyoruz kendimize. Beyne olumsuz yapılan uyarılar nedeniyle oluşan şartlanmalar sonucu kendimizi sınırlıyor ve neredeyse zindanlara mahkum ediyor. İşin zor yanı yıllar boyunca beynimize yerleşmiş şartlanmaların ve kabullenmelerin bir anda silinmesi. Ancak bu imkansız anlamına da gelmiyor.
Beynimizin gücüne inanmakla başlamak gerekiyor işe. En önemlisi geçmişin geleceğe ayna tuttuğunu, nasıl yaşar ve inanırsak o şekilde muamele göreceğimiz.
O halde neler mi yapmalıyız?
-Olmak ya da yapmak istediğiniz olay ya da objeyi sık sık imgelemek, kurgulamak, Ancak imgelenen olayın çok dikkatli seçilmesi gerekiyor. Sonuçlarının da olumlu olacağını imgelemeniz gerekiyor. Bu konuya Aktif İmgeleme ve Rabıta bölümünde değinmiştik.)
-Beyninize ya da düşüncelerinize hep olumlu sinyaller ve yaklaşımlar gönderin, (Olayları müspet yönleriyle değerlendirin, başkalarını güzel yönlerini düşünün) ve olumlu enerjiler içeren düşünce ve sözler kullanın,
-Allah’ın evrende yarattığı halifesi olduğunuzun bilincinle kendinize değer verin, bunu hep hatırlayın ve her davranışınızla buna uygun hareket edin,
-Bu ilkelerin uygulanmasıyla gün be gün gelişmeleri izleyin ve bu çalışmada sabırlı davranın,
-Her günün bitiminde sizi rahatsız eden, ya da kızdığınız olay ve sözleri aklınıza getirin. Tümünü affedin.. ta ki içinizde bir rahatsızlık ve kızgınlık kalmayana dek..
Netice: Düşündüğümüz şey oluyoruz zamanla. Düşüncelerimiz bizi meydana getiriyor. Evet bu uygulamalardan sonra size ulaşan negatif önerme ve fikirler, kendiliğinden azalmaya başlayacaktır. Çünkü, başta da söylediğim gibi negatif düşünce ve enerjiler kendilerine uygun ortamlarda yaşama imkanı bulurlar. Aksi halde beyin tarafından oluşturulmuş bir nevi savunma sistemleri tarafından bloke edilerek bir şekilde uyuşturulurlar. Taki güçleninceye kadar. Ürettiğiniz negatif enerji ya da düşünceler ve olumsuz enerjileri barındıran mekanlar bunları harekete geçirebilir.
Bu nedenle yukarıdaki önerileri uygulamakta büyük fayda var. Gerisi ise size kalmış, seçim sizin elinizde.
Yalkın Tuncay