İnsanoğlu bilir de kullanamaz gücünü. Bir örnekle anlatmaya çalışayım. Evinize son model bir müzik seti aldınız. İşlevsel olarak çok farklı üstünlükleri olduğunu bildiğiniz halde, elinizde kullanım kılavuzunuz yoksa sağlıklı olarak çalıştıramazsınız. Denerken zarar bile verebilirsiniz. Ya da bir arkadaşınız aynı müzik setine sahipse size nasıl çalıştırılacağı ve en etkin bir şekilde nasıl bu cihazdan verim elde edebileceğinizi size öğretebilir değil mi?
Evet insan beyni de aynen böyle. İşin diğer yanı, o kadar çok işlevi var ki, bizler sadece çok az bir kısmını kullanıyoruz. Üzücü yanı ise , nasıl kullanabileceğimize dair verilen önerileri de dinlemiyoruz. Ya da dinlediklerimizi uygulamıyoruz. Sanki unutmaya programlanmış beyinlerimiz…
Öncelikle şunu bilelim. Düşüncelerimizden sorumluyuz.
Neden mi? Çünkü düşüncelerimiz olayların akışını yönlendiriyor, şekillendiriyor. Ya sizler canavarlarınızı yaratıyorsunuz, ya da MELEKlerinizi. Ürettiğiniz her dalga sizi ve sizin dışınızda diye algıladığınız herşeyi kısaca tümel TEK ana yapıyı etkiliyor da ondan.
Ya da olayı açıklamak üzere şöyle bir kurgulama yapalım. Vücudunuzun organlarından akciğerleriniz, böbreklerinize düşman olsun. Onunla mücadeleye girişsin ve savaşı kazansın. Bu durumda kim kazanır? Kim kaybeder? İŞTE KENDİ KENDİMİZLE SAVAŞTIR BAŞKASINA KARŞI BAŞLATILAN KİN, NEFRET VE HOŞGÖRÜSÜZLÜK. Evet düşünce boyutunda başlar saldırılar, negatif düşünceler. Bunları üreten beyindir.
Düşünce evrenin ana maddesidir. Üretilen düşüncelerin ne denli güçlü etkiler yapabildiğini gerçekten idrak edebilsek, kafamıza dolan düşünceleri nasıl da hassasiyetle irdelerdik. Günde on binlerce fikir ve düşünce oluşmakta beynimizde pek çoğu da negatif olmak üzere… Yaymış olduğunuz bu düşünceler doğrudan denize atılan taş misali yayılıyor sonsuza dek, ta ki pozitif bir enerjiyle karşılaşana dek hızı kesilmiyor. Eğer diğer negatif enerjilerle buluşursa bu kez de zincirleme reaksiyonlara dönüşüyor ve katlanarak, sanki bir çığ gibi artarak bir şekilde size geri dönüyor. İnanılmaz değil mi? Sonra da isyanlara başlıyoruz, ben bunları hakettim mi diye?
Böylesine negatif zincirleme reaksiyonlarının sorumluluğunu nasıl taşırız? Nasıl altından kalkabiliriz bu ağır sorumluluğun. Evet düşüncelerimizden sorumluyuz? Sorumsuzluğumuzun karşılığını mutlaka görürüz. Çünkü insan gerek kendi hayatını, gerek başkalarının hayatını bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde yaydığı düşüncelerle şekillendirmektedir. Çünkü evren denilen sonsuz ve tek holografik yapı birbirini etkileyen enerji akımları ile dalgalanmaktadır.
Böylesine bir güce sahipse insanoğlu neden kullanmasın olumlu yönde ve üstelikle bilinçli bir şekilde? Farkındalık bu noktada çok önemli. İşin en can alıcı noktası da bu gücü farketmek ve holografik şuur ile aynı paralelliği yakalayabilmek.
En güzeli böylesine olumlu bir zincirleme reaksiyonunun ilk halkası biz olabiliriz. Şu andan itibaren olumlu düşünceler ve fikirler üretmeye başlayalım. Mesela şimdi bir konuda ihtiyaç sahibi biri ile karşılaşsam ve onun derdine çare olabilsem diyebilsek. Sevdiklerimizi ve kendimizi düşünerek, dostluklarımızın güzelliğini hatırlasak. Kendimizi mutlu ve sağlıklı olarak imgelesek. Bu günün harika bir gün olacağını, Yaratanın bize bahşettiği bu güzel yaşamda bulunmaktan dolayı ne kadar şanslı olduğumuzu düşünsek. Daha önce olumsuzluk, talihsizlik, şanssızlık ya da kötü diye nitelediğimiz tüm olaylar karşısında telaşlanmadan, kabullenebilsek ve onları sevgiyle karşılayabilsek.. Eminim ki onlar da şuurlu olarak sizin olumlu enerjilerinize dahil olacaklar, teslimiyet içinde sizin sahillerinize yüz vuracaklardır dalga dalga..
O halde sahip olduğumuz bu gücü bilinçli olarak yönlendirelim. Çünkü bizler her hal ve durumda ya çevremize etkide bulunuyor ya da etki alıyoruz. Önemli olan, bu negatif etkilerden mümkün olduğunca korunabilmek, üstelik de çevremizi olumlu yönde etkilemek, evrensel sisteme olumlu mesajlar vermektir.
Atom altı boyuta verilen her bir mesaj kodlanır. Ve tüm sistem tarafından algılanır.
Şöyle bir düşünün sebepsiz sıkıntılarınız nereden kaynaklanıyor? Neden bunalımlardan kurtulamıyoruz? Bizler ya da toplumlar. Değişen birşey yok ben ya da biz aynı mesafede ele alındığında aynı sıkıntılar ve buhranlar.. Allah kimseye haksızlık etmez der Kur’an. Sizler kendi ellerinizle inşa etmektesiniz iyilikleri de kötülükleri de.
O halde kuantsal boyutta düşüncelerimizin nasıl değerlendirildiğini hiç bir zaman aklımızdan çıkarmayalım ve sürekli olumlu mesajlar vererek, sevgimizin çığ gibi tüm insanlığı kaplamasını dileyelim.
Dileyin ve bekleyin…
Yalkın Tuncay